23 Temmuz 2010
15:29
Sualtı fotoğraflarını eşine borçlu...
Kaşıkçı'nın sualtı fotoğrafçılığı, eşine oradaki hayatı gösterme arzusuyla başlamış.
T-Box markasının 37 yaşındaki Genel Müdürü Doğan Kaşıkçı, biraz da yaşının verdiği enerjiyle oldukça sosyal bir yönetici profili çiziyor. Birçok hobisi var ama aralarında en fazla önem verdiği, sualtı fotoğrafçılığı. Dünyanın birçok yerinde dalış yaparak sualtındaki yaşamı görüntüleyen Kaşıkçı, çektiği fotoğrafları çeşitli etkinliklerde sergileme imkânı bulmuş. Hatta ödüllü fotoğrafları bile var.
Ne zamandır dalıyorsunuz?
1998'den bu yana dalıyorum. Aslında çok daha önce başlamak istemiştim ama küçükken ortakulak ameliyatı geçirmiştim. Bu ameliyat dalışa başlamamı bir hayli geciktirdi diyebilirim. Bir yaz eşimle tatil yaparken, kaldığımız tatil köyünde bir tabip deniz yüzbaşısı ile tanıştık. Onunla sohbet ederken, geçirdiğim ameliyatın dalış yapmama aslında mani olmadığını öğrendim. Hatta o yüzbaşı ile birlikte bir dalış bile yaptık. İnanılmaz mutlu olmuştum. Eşim bu mutluluğumu görmüş olacak ki evlilik yıldönümümüzde bana bir dalış maskesi ve palet almış. Ayrıca bir dalış kursuna da kaydımı yaptırmış.
Sualtı fotoğrafçılığına merakınız nasıl başladı?
O, aslında biraz da mecburiyetten başladı. Ben eğitimimi tamamladıktan sonra hafta sonları sürekli dalışa gitmeye başladım. Çok istememe rağmen eşim bir türlü benimle dalış yapmaya yanaşmıyordu. Arkadaşımın fotoğraf makinesini ödünç alıp, suyun altını görüntüleyerek eşime suyun altındaki güzellikleri göstermek istedim. Böylelikle onu dalış yapmaya ikna edebileceğimi düşündüm. Eşimi ikna etmek için başladım ama yaptığım bir-iki denemeden sonra sualtı fotoğrafçılığı benim için bir tutkuya dönüştü. Zaten bir süre sonra da hemen kendi makinemi aldım.
Bununla ilgili hiç eğitim aldınız mı?
Çok sayıda seminere katıldım. Recep Dönmez ve Zafer Kızılkaya gibi usta isimlerle zaman geçirmeye çalıştım. Ayrıca bu konuyla ilgili bütün önemli yayınları düzenli olarak takip ettim. Aslında sualtı fotoğrafçılığını bakarak ve dergi okuyarak geliştirdiğimi söyleyebilirim. Tabii bu işte tecrübe de çok önemli. Hani ‘çeke çeke öğrendim' diyebilirim. Şu an sualtında Nikon D50 kullanıyorum. Ben aslında normalde de fotoğrafçılıkla uğraşıyorum. Ama sualtı fotoğrafçılığı beni daha çok etkiliyor. Bilmiyorum, belki de sualtında rekabetin daha az olmasından olabilir. Çünkü sualtı fotoğrafçısı olabilmenin önemli şartlarından biri de iyi bir dalıcı olmak.
Nerelerde dalış yaptınız şu ana kadar?
Mısır'da çok daldım. Malezya, Tayland, Singapur ve Dubai diğer dalış yaptığım noktalar. Tabii Türkiye'de çok dalış yaptım. Sualtı fotoğrafçılığında en önemli nokta, canlıyı doğal halinde yakalamaktır. Bu yüzden gitmeden önce mutlaka gideceğim bölgeyle ilgili araştırma yaparım. Hangi taşın altında ne var mutlaka öğrenmeye çalışırım. Ama yine de bu işin en güzel tarafı, ne kadar ön çalışmayla gitseniz de doğallıktır. Dünyanın en iyi sualtı fotoğrafçılarının çektiği fotoğraflara bakıldığında, en önemli noktanın hep doğallık olduğunu görürsünüz.
Çektiğiniz fotoğrafları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çektiğim tüm fotoğrafları öncelikle konusuna göre ayırırım. Ayrıca her birini de tek tek photoshop'larım. Bugüne kadar birkaç sergi yapabilme şansım oldu. Ayrıca sualtıyla ilgili bazı söyleşilere de davet edildim. En son geçen yıl Yeditepe Üniversitesi'nde bu tarz bir söyleşi yaptım. Ayrıca bizim bir kulübümüz de var. Kulüpte gerçekleşen karma sergilere de katılıyorum. Sualtı Dünyası'nın düzenlediği ‘en iyi fotoğraf' yarışmasına da zaman zaman iştirak ediyorum. Hatta bir keresinde Türkiye üçüncüsü oldum.
Bundan sonrası için planlarınız neler?
İşlerin yoğunluğundan ötürü şu an istediğim kadar yoğunlaştığımı söyleyemem. Ama yine de yılda iki kez dalış ve fotoğrafçılık için yurtdışına çıkmaya çalışıyorum. Gitmek istediğim yerler var. Mesela; önümüzdeki yıl Avustralya'da dalacağım. Maldivler'e gitmek istiyorum. Ayrıca sergi ve söyleşileri devam ettirmek istiyorum.
Emrah Gürkan