23 Temmuz 2010
Büyükada'daki Troçki hayaletleri...
James Hughes, “Troçki'nin Hayaletleri”yle İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi'nde....
Daha önce vize talepleri Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya tarafından reddedilen Troçki, eşi Natalya ve oğulları Sergei, 1933 de genç Türkiye Cumhuriyeti'nin lideri Kemal Atatürk'ten vize alarak Türkiye'ye geldiler. Vatansız, yuvasız ve muhtemelen parasızdılar. Büyükada'ya taşınmaları birkaç aylarını aldı. Bizans İmparatorlarının, asil kan dökmekten çekindikleri için, asi prensleri sürgün ettikleri bu ada, harap konaklarıyla onlara kucak açtı.
Troçki, dilini ve kültürünü bilmediği bu ülkede, dünya tarihi hızla değişmekteyken, 'Rus Devriminin Tarihi'ni yazdı. Kızı Zina’nın Berlin’de intiharını burada haber aldı ve bu acıyla aç ve susuz halde günlerce odasında kaldı. Gün oldu balıkçı Horalambos'la balığa çıktı. Ünlü konukları oldu ve çok ünlü kişilerden mektuplar aldı. Bütün bu yaşananlar bir yerlere sindi. 1933 yılında, Fransa'ya doğru yola çıkarken, hayatının belki de en dingin dört buçuk yılını geride bırakıyordu.
Kuzey İrlandalı fotoğraf sanatçısı James Hughes, 'Troçki'nin Hayaletleri: Bir Sürgünün Kaybolan Mekânları' çalışmasında Troçki'nin Büyükada'da yaşamış olduğu terkedilmiş mekânların fotoğraflarını çekerek, geçmişi ve bugünü yansıtırken, insanlığın ardında bıraktığı izleri, mekânın ruhunu zedelemeden tekrar gözden geçirmemizi amaçlıyor. Anılarımızın oluşması, biraz bu 'hayaletlere' bir kez daha bakabilmemiz, biraz da Troçki'nin dilinden düşürmediği Spinoza'nın ünlü sözünü anımsamamızla ilintilidir: 'Ne ağlayın, ne de gülün, sadece anlayın.'