HABER DETAY

08 Eylül 2010 18:35

"Benim için star Gazenfer Özcan'dır"

Tiyatro oyuncusu Tolga Çevik hayatını ve oyunculuğunu anlattı.

Komedi Dükkanı programıyla fırtınalar estiren ancak tam da bu dönemde askere giderek kariyerine ara veren Tolga Çevik bomba gibi dönüyor. 15 aylık ayrılığın ardından 15 Eylül'de başlayacak programının omurgasında bir değişiklik yapmadığını söyleyen Çevik, ünlü gibi yaşamadığını belirtiyor. "Starlık ikiye ayrılır; sadece star ve insan star. Mesela, Michael Jackson şahane bir stardı. Onun gibi bir star olmanız için hayatınızın yüzde 80'ini vermek zorundasınız. Benim hayatımdaki star ise, ailem. Aklımda hep ev var. Böyle yekpare Madonna olamazsın. Benim star olmam için daha önümde çok basamak var yani" diyerek kendisini en iyi anlatan kelimenin mazbut olduğunu belirtiyor.

15 ay İstanbul'dan uzaklaşmak nasıl geldi?
İlk başta değişiklik oluyor ama enteresan bir zehri var bu şehrin, özlüyorsun. "Ulan gideyim de üç saat köprüde trafikte kalayım" diyorsun, o hale geliyorsun. Dünyanın en güzel şehri bile olsa deniz olmayınca bir garip olurum ben. Görmek de şart değil, bu şehirde bir yerde deniz var bileyim yeter. O beni çok rahatlatıyor.

Askere bir komedi sanatçısı olarak gidince ne oluyor; herkes sizden komiklik yapmanızı mı bekliyor?
Sizin "24 saat gülen bir insan olduğunuzu" düşünüyorlar. Bu sivil hayatta da askerde de böyle. Sizin bir akrabanız ölebilir diye kimsenin aklına bir şey gelmiyor. Aslında bu güzel de bir şey; çünkü insanlar sizden sürekli pozitif elektrik aldıklarını söylüyorlar. Güzel bir 15 aydı ya, kazançtır benim için.

Komedi yapmak bir artı değil mi, sizden çekinmiyorlardır?
Türk insanından bahsedince ondan kaçmak mümkün değil zaten. Ama biz tevazuyla yetişen insanlarız, kimseye karşı "Dur bakalım, ben şakacıyım sen değilsin" durumu olmaz. Ben ünlü gibi yaşamıyorum, ünlülükten pek anlamam; ismimin içindeki ünlü harfler dışında çok da dert ettiğim bir şey değil. Tek kaygım, sevilmek. Sevilen insanın sırtı yere gelmez.

"Abi ya sen hiç ünlü gibi değilsin" lafını çok duyuyor musunuz o halde?
Duydum diyeceğim, bu sefer de bu ukalalık olacak ama çok söylediler. Yüreğimi okşadı bu laf. Demek ki doğru yaşıyorum insan olarak.

Askerlik süresince kendinizle ilgili bilmediğiniz neyi keşfettiniz?
Çok disiplinli bir insanmışım, bunu keşfettim. Kalk saatinden bir saat önce kalkıyordum hep. Normal günlük hayatımda da kaçta yatarsam yatayım sabah 07.00, en geç 08.00'de kalkarım. Günün bereketine inanırım çünkü. Eğer bir şeyle uğraşıyorsam ve saat geç olmuşsa hiç uyumadığım da olur. Askerde çoluk çocuğumu özledim sadece. Gerçi çok fazla ziyarete geldiler ama... Çocuklarım askerlik lafını anlamıyorlar üstelik; "Orduyla turnedeyim" diyordum. Ama bir süre sonra onu da yememeye başladılar ve "Bu kadar uzun turne mi olur?" demeye başladılar.

Önceden filmlerde askerlerin dolaplarına Sibel Can ya da Hülya Avşar'ın fotoğraflarını astıklarını görüyordum. Şimdi kimin fotoğrafları var?
Öyle bir şey yok ki, onlar dümen filmler. Fotoğraf asmak kurallara aykırı.

O zaman en popüler kadın oyuncu kim?
Herkesin kendi hayal gücü olduğu için, askerde çok fazla hayaller paylaşılmaz. Valla bilgim yok. Mutlaka vardır ama benim birliğimde en yaşlıları bendim, o yüzden belki de bana açmıyorlardı bu konuları.

Şimdi nasılsınız, çok özlediniz mi sahneyi?
Program ve turnelerde çok eğleniyorduk. Tam enerjide tırmandığımız yerde benim gitmem gerekti. Dolayısıyla enerji içte patladı. Şimdi o enerjiyi ikiye katladık.

Ortalıkta olmadığınız bu sürede kaç kilo verdiniz? Bir de, en kötü alışkanlığım dediğiniz sigarayı bıraktınız mı?
3 kilo aldım. Sigarayı ise bırakmadım, asla da bırakmam.

Askerden İstanbul'a dönünce ilk ne yaptınız?
Ben evci bir insan olduğum için hemen eve girdim ve üç gün çıkmadım. Çocuklarla günün her saati evde olmanın keyfini çıkardım. Sonrasında ilk yaptığım şey ise arabayla gezmek oldu. Sahile gittim hemen. Bir de eşimin yaptığı tiramisuyu çok özlemiştim, onu yedim. Öyle lüks şeyler özlemedim.

15 Eylül'de başlayacak programınızın içeriğinde bir farklılık var mı?
Programın omurgasında bir farklılık olmayacak. Sadece aldığım seyirci sayısında bir azalma var. Bu aslında uzun vadeli bir hikaye. İlk başlarken dört yıl üzerinden kurmuştum; karakterlerin bir gelişimi olacaktı. Artık üçüncü sezona giriyoruz. Bu sezonda onların arasındaki ilişkilerle, dengelerle ilgili bazı yenilikler göreceğiz. Aslında Komedi Dükkanı 30 yıla yayılabilecek bir proje ama bizim planımız tadı damakta bırakmak.

İlk başlarda doğaçlama yaptığınıza inandırmak zor oldu değil mi?
Hâlâ inanmıyorlar ki... Doğaçlama yapmanız ne güzel, peki ne kadarını yazıyorsunuz diyorlar hâlâ.

Seyircileri de oyuna dahil ediyorsunuz. O seyirci sizi alıp dibe de batırabilir?
Öyle bir şey yapamaz. Beş dakika sinirinizi bozar, altıncı dakika yeriz onu.

Oyun günü nasıl hazırlanıyorsunuz, mesela kaçta gelirsiniz tiyatroyu?
Tiyatroya mutlaka erken giderim. Akşam 21.00'de oyun varsa ben öğlen 12.00'de tiyatrodayımdır, bir daha da dışarı çıkmam.

İki buçuk saatlik program bitince üzerinizden büyük bir yük kalkıyor mu?
Tam tersi yük çöküyor. Benim bir hastalığım var; hatırlamam. Program bitiyor, "Abi şu sahne çok iyiydi ya" diyorlar ama ben asla hatırlamıyorum. Çünkü her şey çok hızlı gelişiyor. Sahnede bir şey yapıyorsunuz, o yaptığınızın tadına varmaktan ziyade sonrasında neyin geleceğini düşünüyorsunuz, asıl gerginlik o... İki saat hiç durmadan konuşmanız, kafanızın dört saat çalışması demek. Önünü arkasını düşünüyorsunuz çünkü. Paydos dediğiniz anda da şalter iniyor.

Kızınızı ve oğlunuzu da sahneye çıkartacak mısınız?
Oğlumu çıkarttık sahneye aslında ve 25 dakika oynadı. Ama yayınlamadık. Çok meraklılar, ne zaman çıkacağız deyip duruyorlar, neden olmasın?

Oğlunuz 25 dakika oynayabildiyse, babaya bayağı çekmiş galiba?
Anneye de çekmiş olabilirler, anne benden daha rahatsız çünkü.

Eşiniz çıkmayacak mı peki sahneye?
Konu açılınca hemen kapatmaya çalışıyor, "Bulaşmam" diyor.

Eşimizle birbirimize çok takılırız demişsiniz, nasıl oluyor bu?
Birbirine gıcık olan iki sevgiliyi oynarız. Evde birbirine hiç sempatik bakmayan ama için için birbirini çok seven bir ikili de var yani.

Eşinizden korkar mısınız peki, evde patron kim?
Patron, bizim küçük kız. Her dediğini eşek gibi yapıyoruz. 4 buçuk yaşında ama buluğ çağına giriyor (gülüşmeler)... Eşimden korkmam ama tepkilerine çok inanırım. 200 kişi bir konuda bir şey söylemiştir ama o tersini söyler mesela ve beni tekrar objektif olmaya iter. Benim olamadığım kadar objektiftir.

Akıl hocanız eşiniz mi?
Evlendiğinize göre birbirinizi akıl hocası olarak seçmişsinizdir zaten. Bir sürü kadın varken "o kadınla" evleniyorsanız, "Ben bu kadının dediği yoldan giderim" cümlesi de var onun içinde. "Özge, önümüzdeki 10 yıl saniye saniye ne adım atacaksam söyle" diyebilirim ve bunu tartışmadan kabul ederim.

Bundan sonrası için konuşursak; dizi ya da film var mı?
Dizi yok ama sinema hep olacak. Şu anda da bir film senaryo yazıyoruz.

Enişteniz Cem Yılmaz'la işbirliği var mı?
Evet, dönerci açacağız beraber (gülüşmeler). Olabilir ama en azından bu yıl görünen bir şey yok.

Sizin için bir yanı "koyverdim gittici" bir yanı "çok tedbirli" diyorlar. Ne kadar doğru bu?
Tedbiri elden bırakmam. Bakın şimdi size söylediğim her cümlede o cümleyi nasıl yazacağınızı düşünüyorum. Ama bir yanım da "Amaan artık 37 yaşındasın, insanlara güven be" diyor. O da var ama tedbir her şeyle ilgili daha geniş bir tabana sahip bende.

Bu kadar ailesine düşkün bir oyuncu olarak, bir gün kendinizi emekli eder misiniz?
Dünyanın en güzel mesleklerinden biri oyunculuk. Çünkü ölene kadar oynayabilirsiniz. Ölürken bile hâlâ, ölen adamı oynayabilirsiniz. Hatta bir adım daha ileri gidelim; akrabalara vasiyet edersiniz, öldükten sonra ölümü çekin, oynatın dersiniz (gülüşmeler)... Oyunculuktan emekli olmak dünyanın en saçma şeyidir; 70 yaşında olsanız bile,

70-85 yaş arasını oynarsınız. Emekli olacağım diyorsan orda başka bir sakatlık, o işte bir yamukluk var demektir.
Ünlü dediğimiz kişilere göre daha mazbut bir hayat yaşıyorsunuz değil mi?
Starlık ikiye ayrılır; sadece star ve insan star. Mesela, Michael Jackson şahane bir stardı ama öyle bir star olmak için hayatınızın yüzde 80'ini vermek zorundasınız. Özel hayatınız olamaz. Bu, ağır bir gerçek. Benim hayatımdaki star, ailem. Aklımda hep ev var. Böyle yekpare Madonna olamazsın. Ya biri olacak ya diğeri. Benim star olmam için daha önümde çok basamak var yani.

Sizin için star kim?
Benim için star Gazenfer Özcan'dır. Ben onun yolundan gidenlerdenim. Benim için kullandığınız mazbut kelimesi çok doğru. Kanımız öyle. Önce aile, sonra da iş gelir. İş de aile içindir aslında.

Hiç mi star kaprisi yapmadınız?
Sanmıyorum. Bana kܳtah ya da şımarık denmesinden çok korkarım. Bana küfredin bir şey yapmam, şımarık lafı için kavga çıkarabilirim. Öyle olmamak için çok çabaladım.

Banu Duran
 

Yorum 0
 

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın.
Giriş yapmak için tıkla!

Gönderildi Öneri Üyelik